Erbain, kelime anlamıyla “kırkıncı gün” demektir. Şii geleneğinde ise İmam Hüseyin’in ve beraberindeki kişilerin, Hicri 61 yılında —Miladi 680’de— Kerbela Vakası’nda şehit edilmesinin kırkıncı gününü ifade eder. Her yıl Safer ayının yirminci gününde gerçekleştirilen bu anma törenlerinin merkezi, Kerbela’daki İmam Hüseyin ve Hazreti Abbas türbeleridir. Şii kültüründe Erbain ziyareti yalnızca tarihî bir olayın anılması değil; zulme karşı duruş, sadakat, fedakârlık ve adaletsizlik karşısında ahlaki sorumluluk gibi değerlerin yeniden hatırlanması anlamına gelir.
Erbain ziyareti, Saddam Hüseyin döneminde ağır kısıtlamalara maruz kaldı ve Şiilerin geniş katılımlı yürüyüşlerini özgürce düzenlemelerine izin verilmedi. Baas yönetiminin 2003’te devrilmesinin ardından törenler yeniden halka açık biçimde gerçekleştirilmeye başlandı ve milyonlarca kişinin katıldığı bir etkinliğe dönüştü. Necef ile Kerbela arasındaki yaklaşık 80 kilometrelik güzergâh, Erbain yürüyüşünün en bilinen rotasıdır. Ziyaretçiler bu mesafeyi genellikle üç günde katetmektedir. Bununla birlikte Basra, Nasıriye, Amara, Bağdat ve Irak’ın diğer bölgelerinden yola çıkanların yürüyüşleri çok daha erken başlamaktadır.
Rakamlarla Erbain
Erbain’e katılanların sayısını kesin olarak belirlemek zordur. Çünkü milyonlarca Iraklı, herhangi bir sınır kaydı veya bileti olmadan Kerbela’ya gelmekte; kurumların kullandığı sayım yöntemleri de birbirinden farklılık göstermektedir. Bazı veriler şehre giriş yapanların sayısını, bazıları belirli kontrol noktalarından geçenleri, bazıları ise birkaç günlük dönem boyunca törenlere katılanların tamamını esas almaktadır. Bu nedenle resmî rakamlar, kişi bazında yapılmış kesin bir nüfus sayımından ziyade operasyonel tahminler olarak değerlendirilmelidir.
Kerbela Valisi’nin açıklamasına göre 2026 yılındaki Erbain törenleri sırasında 22 milyondan fazla kişi Kerbela’ya geldi. Bunların yaklaşık beş milyonunu Irak dışından gelen ziyaretçiler oluşturdu. Buna göre katılımcıların yaklaşık 17 milyonu Iraklıydı. Bu rakamlar, Erbain’i dünyanın en büyük yıllık dinî buluşmalarından biri hâline getirmektedir.

Irak yönetimi, 2026 yılında her ülkeden gelen ziyaretçi sayısını gösteren kapsamlı ve kamuya açık bir tabloyu henüz yayımlamadı. Bu nedenle bütün milliyetler için kesin rakamlar vermek mümkün değildir. Mevcut raporlar, İranlıların en büyük yabancı ziyaretçi grubunu oluşturduğunu gösteriyor. İran’ın ardından Pakistan, Afganistan, Lübnan, Hindistan, Azerbaycan, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerden kalabalık gruplar törenlere katılıyor. İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç ve ABD’den gelen ziyaretçilerin yanı sıra farklı ülkelerde yaşayan Şii göçmen toplulukları da Erbain’de yer alıyor.
2025 yılında Erbain kapsamında faaliyet göstermek üzere 14 binden fazla heyet ve hizmet çadırına izin verildi. Kayıt yaptıran yabancı gruplar İran, Lübnan, Kuveyt, Suudi Arabistan, Pakistan, Bahreyn, Hindistan, Afganistan, Türkiye, Umman, İngiltere, Almanya, ABD, Fransa, Hollanda ve İsveç’ten geldi. Bu çeşitlilik, Erbain’in köklü Şii kimliğini korumakla birlikte Orta Doğu’nun ulusal ve coğrafi sınırlarını aştığını göstermektedir.
Irak: Ev sahibi ve başlıca aktör
Erbain’in düzenlenmesindeki temel rol Irak toplumuna aittir. Yalnızca devlet kurumları ve dinî kuruluşlar değil, milyonlarca Irak vatandaşı da yiyecek, su, konaklama, ulaşım ve sağlık hizmetlerinin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Hizmet çadırları olarak bilinen “mevkibler” çoğunlukla ailelerin, aşiretlerin, esnafın, dinî heyetlerin ve halkın gönüllü yardımlarıyla işletilmektedir. Bu gönüllülük ağı, Erbain’i devlet tarafından düzenlenen sıradan bir törenden ayırmaktadır.
Irak hükümeti; sınırların ve güzergâhların güvenliğinin sağlanması, trafiğin düzenlenmesi, ziyaretçilerin taşınması, havalimanlarının yönetilmesi ve sağlık ile acil yardım hizmetlerinin sunulmasından sorumludur. Kutsal türbelerin yönetimleri de katılımcıların sayılması, mevkiblerin düzenlenmesi ve belediye hizmetlerinin yürütülmesinde merkezi bir rol üstlenmektedir.
Erbain, Irak açısından ülkenin dinî, turistik ve diplomatik konumunu güçlendirme fırsatı sunmaktadır. Necef ve Kerbela, bu dönemde farklı ülkelerden gelen milyonlarca insanın buluştuğu uluslararası merkezlere dönüşmektedir. Buna karşılık yoğun kalabalıklar; su ve elektrik şebekeleri üzerindeki baskı, çöp birikmesi, trafik kazaları, salgın hastalık riski ve güvenlik tehditleri gibi sorunlara yol açarak Irak devletine ve ülkenin altyapısına ağır maliyetler yüklemektedir.
İran: En büyük yabancı ziyaretçi kaynağı
İran, Erbain sürecindeki en önemli yabancı ülkedir. Kalabalık Şii nüfusu, Irak’la paylaştığı uzun kara sınırı ve Necef ile Kerbela şehirleriyle olan tarihsel bağları, İranlıları en büyük yabancı ziyaretçi grubu hâline getirmiştir. İran hükümeti; ziyaretçilerin kayıt ve sigorta işlemlerine, otobüs, tren ve uçak seferlerinin sağlanmasına, Mehran, Şelemçe, Çezabe, Hüsrevi, Temerçin ve Başmak sınır kapılarının yönetimine, ayrıca sağlık ve konsolosluk merkezlerinin kurulmasına katkıda bulunmaktadır.

İran’ın rolü yalnızca organizasyon ve lojistikle sınırlı değildir. Erbain, Tahran’ın yumuşak gücünü sergilediği ve Şii toplumlar arasındaki sınır ötesi bağların görünür hâle geldiği başlıca alanlardan biri olarak kabul edilmektedir. İranlı yetkililerin katılımı da törenlere diplomatik bir boyut kazandırmaktadır. Örneğin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 2026 Erbain törenleri sırasında Necef ve Kerbela’yı ziyaret etti.
Ancak meselenin tamamı bundan ibaret değildir. Erbain, Şii toplumunun gücünü bütün dünyaya göstermesi için önemli bir fırsat sunmaktadır. Dünyanın en büyük Şii ülkesi olan İran da bu imkânı değerlendirerek Erbain yürüyüşünün gelişmesi, büyümesi ve daha geniş kitlelere ulaşması için sahip olduğu kapasiteyi güçlü biçimde seferber etmektedir.
Erbain: Dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerin buluşma noktası
Pakistan, Güney Asya’daki en önemli Şii nüfus merkezlerinden biridir ve Pakistanlı ziyaretçiler her yıl kara ve hava yoluyla Irak’a gitmektedir. Vize işlemleri, seyahat masrafları, güzergâhlardaki güvenlik sorunları ve sınır kapılarındaki uzun bekleme süreleri, karşılaştıkları başlıca güçlükler arasındadır. Bu nedenle Pakistan, İran ve Irak’ın kafilelerin taşınması ve ziyaretçilerin geçişlerinin kolaylaştırılması konusunda üçlü koordinasyon sağlaması gerekmektedir.
Afgan ziyaretçilerin önemli bir bölümü de İran üzerinden Irak’a gitmektedir. 2026 Erbain’i için yaklaşık 20 bin Afgan ziyaretçinin İran üzerinden geçişi gündeme gelmişti. Ancak bu rakam, yalnızca söz konusu güzergâh için açıklanan kapasiteyi ifade ediyor; tüm Afgan ziyaretçilerin nihai sayısını göstermiyordu. Hindistanlı Şiiler de Erbain’in düzenli katılımcıları arasındadır. Hint, Pakistanlı ve Afgan kafilelerin varlığı, Irak ve İran’daki dinî merkezlerle Güney Asya’daki Şii topluluklar arasında bir bağ oluşturmaktadır.
Lübnan, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Umman ve diğer Arap ülkelerinden gelen ziyaretçiler de törenlere katılmaktadır. Bu katılım, devletler arasındaki siyasi rekabete rağmen Erbain’in resmî sınırları aşan toplumsal ve dinî bir ağ oluşturduğunu göstermektedir. Bununla birlikte 2026 yılında bölgesel gerilimlerin, uçuşlardaki azalmanın ve güvenlik uyarılarının Arap ve Avrupalı ziyaretçilerin katılımını düşürdüğü gözlemlenmiştir. Ancak bu düşüşün boyutunu doğrulayacak ülke bazında ayrıntılı resmî veriler henüz yayımlanmamıştır.
Türkiye’deki Şiiler, özellikle Caferi topluluklar ile Azerbaycan’daki Şiiler de kafileler ve hizmet çadırları aracılığıyla Erbain’e katılmaktadır. Türkiye ayrıca Kafkasya ve Avrupa’dan gelen ziyaretçileri Irak’a bağlayan kara yolu güzergâhlarından biri olma potansiyeline sahiptir. Avrupa ve Kuzey Amerika’dan gelen ziyaretçilerin katılımı ise çoğunlukla İslami merkezler ile Iraklı, İranlı, Lübnanlı, Pakistanlı ve Hintli göçmen topluluklarının oluşturduğu ağlar üzerinden organize edilmektedir.
Erbain: Bir yaşam modeli
Erbain, yalnızca milyonlarca insanın Kerbela’ya doğru gerçekleştirdiği bir yürüyüş değildir; cömertliğin mülkiyet duygusunun, “biz” anlayışının ise “ben” düşüncesinin yerini aldığı insani bir yaşam biçiminin canlı örneğidir. Bu yolculukta insanlar ellerindeki her şeyi samimiyetle ziyaretçilere sunmaya çalışır. Kimi malını paylaşır, kimi evinin kapılarını açar; bir başkası ise gücünü, zamanını ve rahatını diğer insanların hizmetine adar.

Kalabalığın içinde, ikram edebileceği bir kap su veya şerbetten başka bir şeyi bulunmayan; buna rağmen bir ziyaretçinin susuzluğunu gidermek için çıplak ayakla oradan oraya koşan bir çocuk görürsünüz. Yaşlı bir adam küçük evini yolcuların dinlenebileceği bir yere dönüştürürken bir anne de bu harekette pay sahibi olabilmek için saatlerce ateşin başında yemek pişirir. Bu ikramların değeri yalnızca miktarlarında değil, sahip olduklarını hiçbir karşılık beklemeden başkalarıyla paylaşan yüreklerde saklıdır.
Irak halkının bu özelliği, dinî cömertlik anlayışının açık bir yansımasıdır. Bu anlayış, insanı malından, gücünden ve rahatından Allah yolunda vermeye ve nimetlerin artırılacağına ilişkin ilahi vaade güvenmeye çağırır. Iraklılar bu düşünceyi söz ve tavsiye düzeyinin ötesine taşıyarak somut bir davranışa dönüştürmüştür. Burada paylaşmak bir slogan değil, yaşama biçimi ve ilahi alanla kurulan manevi bir alışveriştir. İnsan sınırlı imkânlarından verir; karşılığında ise daha derin bir anlam, daha güçlü bir insani bağ ve maddi hesapların ötesinde bir bereket kazanır.
Erbain, insan toplumunun herkesin “Benim elime ne geçecek?” sorusu yerine “Bir başkasının hangi ihtiyacını karşılayabilirim?” diye sorduğu zaman güzelleşeceğini öğretir. Bu ruh Kerbela yolundan gündelik hayata, mahallelere ve toplumsal ilişkilere taşınabilirse daha merhametli bir dünya kurulabilir. Erbain yalnızca bir yolu yürümek değil; yaşamak için bir model, paylaşmak için bir alıştırma ve kalıcı bir fedakârlık öğretisidir.
Erbain ve Şii Hilali’nin gücünün görünür hâle gelmesi
Erbain her şeyden önce dinî ve toplumsal bir törendir; ancak 20 milyondan fazla insanın bir araya gelmesinin siyasi ve jeopolitik sonuçlar doğurmaması mümkün değildir. Bu buluşmanın en önemli mesajı, Şii toplumların benzersiz örgütlenme kapasitesini göstermesidir. Mevkibler, dinî kurumlar, gönüllü gruplar ve hizmet kuruluşlarından oluşan geniş bir ağ; devlet yapılarına bütünüyle bağlı olmadan milyonlarca insanın beslenmesini, konaklamasını, tedavisini ve ulaşımını organize edebilmektedir. Bu geniş seferberlik kapasitesi, dinî işlevinin yanı sıra bölgedeki Şii hareketler için toplumsal ve siyasi bir sermaye niteliği taşımaktadır.
Erbain, siyasi literatürde “Şii Hilali” olarak adlandırılan coğrafyadaki sınır ötesi bağların güçlenmesine de katkıda bulunmaktadır. İran, Irak, Lübnan, Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Körfez ülkelerinden gelen ziyaretçiler, resmî sınırları aşan insani ve dinî bir ağ oluşturmaktadır. Bu ilişkilerin devamlılığı, Şii topluluklar arasındaki dayanışmayı artırabilir; kriz dönemlerinde mesajların aktarılması, siyasi birlikteliğin oluşturulması ve kamuoyunun harekete geçirilmesi için bir zemin meydana getirebilir.

Bu süreçte İran, en fazla yabancı ziyaretçinin geldiği ülke ve törenlerin en önemli lojistik destekçilerinden biri olarak Erbain’in sembolik kapasitesinden diğer aktörlere kıyasla daha fazla yararlanmaktadır. İranlıların geniş katılımı, Tahran’ın Irak’taki Şii gruplar ve kurumlarla ilişkileri, tahakküme karşı direniş ve Filistin’e destek gibi kavramların öne çıkarılması, Erbain’i Direniş Ekseni’nin bölgedeki toplumsal nüfuzunun sergilendiği bir sahneye dönüştürmektedir. Bu tören, Direniş’in bölgesel gücünün yalnızca askerî araçlara veya devletlerarası ilişkilere dayanmadığını; dinî, kültürel ve toplumsal bir ağa da sahip olduğunu göstermektedir.
İran İslam Cumhuriyeti’nin hayatını kaybeden lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cenazesi için Necef ve Kerbela’da düzenlenen törenler de bu toplumsal nüfuzun başka bir yansıması olmuştur. Kalabalık Iraklı gruplar, onun fotoğraflarını taşıyarak törenlere katılmış; cenazenin iki kutsal şehir arasındaki nakli Haşdi Şabi’nin koruması altında gerçekleştirilmiştir. Çeşitli kaynaklar katılımın birkaç milyon kişiye ulaştığını ileri sürmüş, ancak kesin rakamlar bağımsız olarak doğrulanamamıştır. Bununla birlikte törenlerin büyüklüğü, İran liderinin Irak’taki Şii toplumunun kayda değer bir kesimi ve İran’la bağlantılı ağlar içinde ciddi bir toplumsal tabana sahip olduğunu göstermiştir. Necef ve Kerbela’nın seçilmesi de cenaze törenine İran’ın ulusal sınırlarını aşan dinî ve uluslararası bir anlam kazandırmıştır.
Bu olayın etkileri bu yılki Erbain törenlerinde de açıkça görüldü. İran’ın hayatını kaybeden liderinin fotoğrafları, ziyaret güzergâhlarında, mevkiblerde ve toplu buluşmalarda önceki yıllara kıyasla daha belirgin biçimde yer aldı; direniş bayrakları ve sembolleriyle birlikte törenlerin görsel atmosferinin bir parçasını oluşturdu. Bu sembolik varlık; şehadet, direniş ve ABD ile İsrail’e karşı mücadele kavramlarını Âşûrâ hafızasıyla ilişkilendirme girişimi olarak değerlendirilebilir. Erbain’in düzenlenmesi, direniş gruplarının konumunu da güçlendirebilir. Çünkü bu yapılar güvenliğin sağlanmasına, mevkiblerin yönetilmesine, hizmetlerin sunulmasına ve ziyaretçilerin organize edilmesine katılarak toplumsal tabanlarını ve kamuoyu nezdindeki meşruiyetlerini yeniden üretmektedir.
Nihai analiz
Erbain yalnızca tarihî bir olayın anıldığı dinî bir tören veya milyonlarca ziyaretçinin katıldığı büyük bir buluşma olarak değerlendirilmemelidir. Bu yürüyüş, aynı zamanda insanı manevi ve ahlaki bakımdan geliştiren bir yolculuktur. Yolun zorlukları, farklı milletlerden ve toplumsal kesimlerden insanlarla yan yana yürümek ve karşılık beklemeden paylaşmayı deneyimlemek, ziyaretçiyi bir süreliğine bireyci yaşamdan ve gündelik hesaplardan uzaklaştırır. Ortak kullanım alanlarına ve sınırlı imkânlara sahip mevkiblerde dinlenmek ve uyumak bile bu eğitici tecrübenin bir parçasıdır. Ziyaretçi kendi rahatından, özel alanından ve kişisel isteklerinden vazgeçmeli; başkalarının varlığını kabul ederek mekânı, yemeği ve mevcut imkânları onlarla paylaşmalıdır. Bu zorluklara katlanmak; sabır, hoşgörü ve başkalarını kendinden önce düşünme konusunda uygulamalı bir eğitimdir. Pek çok insan her yıl bu yola geri dönmektedir; çünkü buradaki farklı atmosferde kendisini, önceliklerini ve yaşam biçimini yeniden değerlendirme imkânı bulur. Bu yolda geçirilen birkaç gün, insanlara, maddi varlıklara, acıya ve toplumsal sorumluluğa bakışlarını değiştirebilir.
Erbain, gerçekte bir yaşam biçimi önerisidir. Bu yaşam anlayışında insanın değeri, biriktirdiği şeylerin miktarıyla değil, kendinden ne ölçüde vazgeçtiği ve başkalarına neler sunduğuyla belirlenir. Bu yolculukta biri malını ortaya koyar, bir başkası evinin kapılarını açar; diğeri ise zamanını, gücünü ve huzurunu sunar. Erbain’in temel mesajı, bu ruhun ziyaretçinin dönüşünden sonra da devam etmesiyle tamamlanır. Başka bir ifadeyle paylaşma, dayanışma, hizmet etme ve başkalarının ihtiyaçlarını önceleme anlayışı, Necef ile Kerbela arasındaki yolun dışına çıkarak insanın gündelik davranışlarına dönüşmelidir. Bu açıdan Erbain yalnızca bir yolu yürümek değil; benliği aşmak ve daha insani bir yaşam biçimine ulaşmak için yapılan bir alıştırmadır.
