1. Haberler
  2. Analiz
  3. Afak Analiz
  4. Husiler: Saada’daki Silahlı Bir Hareketten Bölgenin Güçlü Bir Aktörüne

Husiler: Saada’daki Silahlı Bir Hareketten Bölgenin Güçlü Bir Aktörüne

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Resmî ad olarak “Ensarullah” ismini benimseyen Husiler, 1990’lı yıllarda Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetinde ortaya çıkan Zeydi mezhebine mensup bir harekettir. Başlangıçta dinî ve kültürel bir yapıya sahip olan bu hareket, Ali Abdullah Salih yönetimiyle yaşadığı çatışmalar sonucunda silahlı bir güce dönüşmüştür.

Ensarullah, 2014 yılında Sana’yı ele geçirmiş ve günümüzde başkent ile Yemen’in kuzey ve kuzeybatısının büyük bölümünü kontrolü altında tutmaktadır. 2026 yılında yayımlanan tahminlere göre Husilerin kontrolündeki bölgeler Yemen topraklarının yaklaşık yüzde 30’unu kapsarken, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i bu bölgelerde yaşamaktadır.

Dinî ve Tarihsel Arka Plan

Husiler, Yemen’deki Şii toplumunun içinden doğmuştur. Bu toplumun yüzyıllar boyunca başlıca yerleşim ve nüfuz alanı, özellikle Saada vilayeti olmak üzere Yemen’in kuzey bölgeleriydi. Şii imamların yönetiminin 1962’deki cumhuriyetçi devrimle sona ermesinin ardından, bu toplumun siyasi ve dinî etkisi zamanla azaldı. Böylece tarihsel olarak Şiilerin yaşadığı bölgelerde rakip dinî akımların yayılması için uygun bir ortam oluştu.

Suudi Arabistan, 1980’li yıllardan itibaren Vehhabi ve Selefi merkezlere mali ve dinî destek sağlayarak Yemen’in kuzeyindeki etkisini genişletti. Şiilerin yoğun olarak yaşadığı Saada vilayetinin merkezindeki Demmac bölgesinde “Darü’l-Hadis” adlı merkezin kurulması, bu politikanın en önemli örneklerinden biriydi. Bu merkez, öğrenci toplamak ve bölgede Vehhabi öğretilerini yaymak için kullanılan önemli bir üs hâline geldi.

Dağlık bir bölgede, geleneksel kıyafetleri, cenbiye hançerleri ve hafif silahlarıyla görülen bir grup Yemenli erkeğin siyah-beyaz fotoğrafı. Kültürel ve dinî faaliyetlerle ortaya çıkan, daha sonra Husi hareketi ile Ensarullah’ın oluşumuna zemin hazırlayan “Mümin Gençlik” hareketini simgelemektedir.

Yemenli birçok Şii aktivist, bu süreci yalnızca dinî bir faaliyet olarak görmüyordu. Onlara göre bu, Saada’nın dinî kimliğini değiştirmeyi ve uzun vadede Şiilerin yaşadığı bölgelerin toplumsal ve demografik yapısını dönüştürmeyi amaçlayan örgütlü bir girişimdi. Carnegie Vakfının araştırmalarında da Suudi Arabistan tarafından desteklenen Demmac merkezinin kurulması, Saada’daki Şii toplumuna karşı bir denge oluşturma ve bölgedeki kabilelerin dinî kimliğini değiştirme girişimi olarak tanımlanmıştır.

Bu nüfuza tepki olarak, Şii ihya hareketleri 1980’li ve 1990’lı yıllarda daha etkin hâle geldi. “Mümin Gençlik” topluluğu ve ardından Husi hareketi de Şii toplumunun dinî ve kültürel kimliğini korumak ve geleneksel yerleşim bölgelerinde Vehhabiliğin yayılmasına karşı koymak amacıyla böyle bir ortamda ortaya çıktı.

Husi Hareketinin Oluşumu

Hareketin örgütsel kökenleri, 1990’lı yıllarda Kuzey Yemen’de Şii kimliğini yeniden canlandırmak amacıyla kurulan kültürel ve eğitim odaklı “Mümin Gençlik” topluluğuna dayanmaktadır.

Hareketin ilk dönemindeki en önemli isim Hüseyin Bedreddin el-Husi’ydi. Din adamı ve eski milletvekili olan Hüseyin el-Husi, Ali Abdullah Salih yönetimini yolsuzlukla, Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan’a bağımlı olmakla ve Şii kimliğini zayıflatmakla suçluyordu.

2004 yılında Hüseyin el-Husi’nin taraftarları ile Yemen ordusu arasında ilk savaş başladı. Hüseyin aynı yıl öldürüldü; ancak ölümü hareketin sona ermesine yol açmadı. Liderlik, kardeşi Abdülmelik el-Husi’ye geçti. Yemen hükümeti ile Husiler, 2004–2010 yılları arasında “Saada Savaşları” olarak bilinen altı aşamalı bir çatışma süreci yaşadı.

2011 yılında Ali Abdullah Salih’e karşı başlayan halk protestolarıyla birlikte Husiler de gösterilere katıldı. Merkezi yönetimin zayıflamasından yararlanarak Saada’nın ve çevresindeki bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdiler. Zaman içerisinde bu bölgelerde bağımsız idari, güvenlik ve askerî yapılar oluşturuldu; Saada ise hareketin başlıca siyasi ve askerî üssü hâline geldi.

Salih’in görevden ayrılmasının ardından Abdurabbu Mansur Hadi, 2012 yılında cumhurbaşkanlığını üstlendi. Husiler “Ulusal Diyalog Konferansı”na katıldılar; ancak Yemen’in altı federal bölgeye ayrılması planına karşı çıktılar. Bu düzenlemenin kendi nüfuz alanlarını çevrelenmiş, yoksul, kaynaklara ve denize etkili erişimi bulunmayan bir bölgeye hapsedeceğini düşünüyorlardı.

Aynı dönemde Husiler ile Selefi hareketler ve Islah Partisine bağlı güçler arasındaki çatışmalar şiddetlendi. Demmac ve çevresindeki çatışmaların ardından Husiler, nüfuz alanlarını Saada’dan Amran vilayetine kadar genişlettiler. Temmuz 2014’te Amran şehrini ve ordunun 310. Tugayına ait mevzileri ele geçirerek Sana’ya ilerlemelerinin önünü açtılar.

Bu aşamada Husiler ile Ali Abdullah Salih arasında gizli ve çıkarlara dayalı bir ittifak oluştu. Salih, yıllarca Husilere karşı savaşmış olmasına rağmen Hadi hükümetini, Islah Partisini ve rakip askerî komutanları zayıflatmak amacıyla ordu, kabileler ve devlet bürokrasisi içerisindeki nüfuz ağlarını Husilerin ilerleyişi lehine kullandı. Salih’e bağlı güçlerin Amran’ın düşmesinde ve Husilerin Sana’ya girmesinde belirleyici bir rolü oldu.

Sana’nın Ele Geçirilmesi ve Ensarullah Hareketinin Resmî İktidar Sürecinin Başlaması

2014 yazında Yemen hükümeti akaryakıt sübvansiyonlarını azalttı ve fiyatlar ciddi biçimde yükseldi. Husiler, toplumda oluşan hoşnutsuzluktan yararlanarak hayat pahalılığına, yolsuzluğa ve hükümetin uygulamalarına karşı geniş çaplı gösteriler düzenledi. Destekçileri Sana’nın girişlerinde kamplar kurarak hükümetin görevden alınmasını ve siyasi reformların hayata geçirilmesini talep etti.

Protestolar zamanla silahlı çatışmalara dönüştü. Husi güçleri Eylül 2014’te Sana’ya girerek askerî merkezleri, hükümet binalarını ve önemli medya kuruluşlarını kontrol altına aldı. Başkentin fiilen düştüğü 21 Eylül’de, Birleşmiş Milletlerin arabuluculuğuyla “Barış ve Ulusal Ortaklık Anlaşması” imzalandı. Bu anlaşmanın kapsayıcı bir hükümet kurulmasına ve silahlı güçlerin başkentten çekilmesine zemin hazırlaması öngörülüyordu. Ancak anlaşmanın güvenlikle ilgili hükümleri uygulanmadı ve Husiler Sana üzerindeki kontrollerini sürdürdü.

Sana’da Ensarullah güçleri tarafından düzenlenen askerî geçit töreninin geniş açıdan görünümü. Düzenli askerî birlikler ile insansız hava araçları ve füze sistemleri taşıyan araçlar, Husi hareketinin gelişen askerî kapasitesini sergiliyor.

Görünürde Abdurabbu Mansur Hadi hâlâ cumhurbaşkanıydı ve resmî hükümet faaliyetlerini sürdürüyordu. Ancak gerçek iktidar hızla Husilerin eline geçti. Husiler askerî merkezlere ve devlet kurumlarına güçlerini yerleştirdi, bakanlıkların kararları üzerinde denetim kurdu ve ordunun silahlarının önemli bir bölümünü ele geçirdi. Böylece Eylül 2014’ten itibaren Sana’da bir tür ikili yönetim ortaya çıktı: Resmî hükümet görünürde varlığını korurken sahadaki fiilî güç Ensarullah’ın elindeydi.

Ocak 2015’te yeni anayasa taslağı ve Yemen’in federal bir yapıya dönüştürülmesi planı üzerindeki anlaşmazlık doruk noktasına ulaştı. Husiler Cumhurbaşkanlığı Ofisini ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı ele geçirerek Hadi’nin konutunu kuşatma altına aldı. Cumhurbaşkanı Hadi ile Başbakan Halid Bahah, 22 Ocak’ta istifa etti ve ülkede geniş çaplı bir siyasi boşluk oluştu.

Son olarak Husiler, 6 Şubat 2015’te yayımladıkları “Anayasa Bildirisi”yle parlamentoyu feshetti; Geçici Ulusal Konsey ile Yüksek Devrim Komitesinin kurulduğunu açıkladı. Devrim Komitesinin başkanlığına Muhammed Ali el-Husi getirildi. Bu adım, iktidarın Ensarullah liderliğindeki yapıya devredildiğinin resmen ilan edilmesi anlamına geliyordu. Ancak ülke içindeki muhalifler, Hadi hükümeti ve uluslararası toplumun büyük bölümü bu gelişmeyi bir darbe olarak değerlendirdi ve yeni yönetimi tanımadı.

Dolayısıyla Husiler, Eylül 2014’te Sana’daki iktidarı fiilen ele geçirdi; Şubat 2015’te ise kendi yönetimlerini resmî ve tek taraflı olarak ilan etti.

Sonuç Analizi

Husiler olarak bilinen ve kendisini “Ensarullah” olarak adlandıran hareket, başlangıçta küresel güçlerin resmî desteğine, geniş bir askerî bütçeye veya gelişmiş silahlara sahip değildi. 2015 yılında yaklaşık 30 bin savaşçısı bulunan bu güç; yaklaşık 227 bin askerî personele, 100’den fazla operasyonel savaş uçağına ve yaklaşık 87 milyar dolarlık savunma bütçesine sahip Suudi Arabistan’ın karşısında yer aldı. Ensarullah destekçilerine göre bu direnişin başlıca kaynağı iman, sabır ve ilahi yardıma duyulan inançtı. Bu inanç, harekete kimlik ve birlik kazandırırken yıllarca süren savaşın ağır koşullarına dayanma gücü de verdi. Bununla birlikte dağlık coğrafya, Saada savaşlarında edinilen tecrübe, kabile ağları, Yemen ordusundan ele geçirilen silahlar, asimetrik savaş yöntemleri ve İran’ın teknik ve askerî desteği de hareketin varlığını korumasında etkili oldu.

Yaklaşık yedi yıl süren savaşın ardından Suudi Arabistan, sahip olduğu geniş askerî üstünlüğe rağmen Ensarullah’ı Sana’dan çıkaramadı ve önceki hükümeti başkente geri döndüremedi. Taraflar, Nisan 2022’de Birleşmiş Milletlerin arabuluculuğuyla bir ateşkesi kabul etti. Bu anlaşma kapsamında koalisyonun hava saldırıları ve Husilerin sınır ötesi saldırıları durduruldu, yakıt taşıyan gemilerin Hudeyde Limanı’na girişi kolaylaştırıldı ve Sana Havalimanı’ndan ticari uçuşlar yeniden başlatıldı. Bu sonucu taraflardan birinin kesin zaferi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Ancak Ensarullah’ın kendisinden çok daha donanımlı bir koalisyon karşısında iktidarını koruması; asimetrik savaşlarda teknoloji ve maddi gücün tek başına belirleyici olmadığını, iman, birlik, coğrafyayı tanıma ve mücadeleyi sürdürme iradesinin güç dengesini değiştirebileceğini gösterdi.

Günümüzde Yemen Ensarullahı, Babülmendep Boğazı yakınındaki stratejik konumu ve Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığının güvenliğini etkileme kapasitesi sayesinde bölgenin önemli aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Suudi Arabistan’la bağlantılı gemilere yönelik kısıtlamalar ilan etmesi ve füze ile insansız hava aracı saldırıları düzenlemesi, bölgesel rakiplerine önemli güvenlik ve ekonomik maliyetler yükleyebildiğini göstermiştir. Ensarullah’ın saldırılara karşılık verme ve uzak mesafelerdeki hedefleri tehdit etme kapasitesi, artık yalnızca yerel bir silahlı grup olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Hareket bugün Yemen’in geniş bir bölümünde fiilî yönetim kurmuş, bölgesel dengelerde bağımsız ve etkili bir rol oynayan, yerleşik bir siyasi ve askerî güç konumundadır.

Husiler: Saada’daki Silahlı Bir Hareketten Bölgenin Güçlü Bir Aktörüne
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

HABER AFAK ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!