2014 yılında Ensarullah’ın Sana’yı ve Yemen’in geniş kesimlerini kontrol altına almasının ardından, Suudi Arabistan 2015’te bir askerî koalisyon kurarak Yemen’e müdahale etti. Açıklanan hedef, Riyad’ın desteklediği hükümeti yeniden iktidara getirmekti. Ancak bu müdahale, Yemen’deki iç çatışmayı bölgesel ve uzun süreli bir savaşa dönüştürdü. Yıllarca süren çatışmaların ardından Ensarullah’ın Kızıldeniz kıyısı boyunca gerçekleştirdiği son ilerlemeler, güç dengesini bir kez daha değiştirdi.
Ensarullah faaliyetlerine, Yemen’in kuzeyinde ve Suudi Arabistan sınırının yakınında bulunan dağlık Saada bölgesinde başladı. Hareket, 2014 yılında önce Amran’ı, ardından Yemen’in başkenti Sana’yı ele geçirdi. Daha sonra nüfuzunu ülkenin batısındaki yoğun nüfuslu Hacce, Zemar, İbb, Rayme ve Mahvit vilayetlerine doğru genişleterek Kızıldeniz kıyılarına ulaştı. Bunun sonucunda, Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümet Yemen’in doğu ve güneyindeki yüzölçümü bakımından daha geniş bölgeleri kontrol etmesine rağmen Ensarullah, ülke nüfusunun büyük bölümünün yaşadığı bölgelerde hâkimiyet kurdu.
Bu aşamada Ensarullah’ın en önemli kazanımlarından biri, Hudeyde üzerindeki kontrolünü korumasıydı. Hudeyde, Kızıldeniz kıyısında Ensarullah’ın kontrolündeki en büyük liman olmasının yanı sıra, Yemen’in kuzeyine mal ve insani yardım ulaştırılan başlıca güzergâhlardan biridir. Limanın kontrolü, Ensarullah’a ekonomik ve lojistik imkânlar sağlarken harekete Kızıldeniz’in orta kesimindeki deniz trafiğini etkileyebilme kapasitesi de kazandırdı.
Ensarullah, Sana’nın doğusunda bulunan Cevf ve Beyda’nın da büyük bölümünü geçen yıllar içinde kontrol altına aldı. Cevf özel bir öneme sahiptir; çünkü kuzeyde Suudi Arabistan sınırına, güneyde ise petrol kaynakları bakımından zengin Marib vilayetine bağlanmaktadır. Cevf’in bazı bölgelerinin ele geçirilmesi, Ensarullah’ın bir yandan Suudi Arabistan’ın güney sınırlarına daha fazla yaklaşmasını, diğer yandan da Marib üzerinde birden fazla yönden baskı kurmasını sağladı.
Marib neden önemlidir?
Marib, Sana’nın doğusunda yer almakta ve Yemen’in en önemli petrol ve doğal gaz merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu vilayet aynı zamanda Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümetin ülkenin kuzeyindeki son büyük kalesi konumundadır. Ensarullah, 2020’den itibaren Nehm, Cevf ve Beyda’nın bazı bölgeleri üzerinden ilerleyerek Marib’in çevresine ulaştı ve belirli dönemlerde şehir merkezine yaklaşık 15 kilometre kadar yaklaştı; ancak vilayet merkezini ele geçiremedi.

Batı kıyısındaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Marib çevresindeki çatışmalar yeniden şiddetlenmiş durumda. Marib’in muhtemel düşüşü, Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümeti Yemen’in kuzeyindeki en önemli ekonomik ve askerî merkezlerinden büyük ölçüde mahrum bırakacak ve Ensarullah’ın doğudaki petrol bölgelerine doğru ilerlemesinin önünü daha fazla açacaktır. Bununla birlikte Marib hâlen Yemen hükümetinin kontrolündedir ve bölge için yürütülen savaş sona ermiş değildir.
Ensarullah’ın kontrolündeki bölgelerin güneyinde, dağlık Taiz vilayeti bulunmaktadır. Taiz; Yemen’in kuzeyi, Kızıldeniz kıyısı ve güney bölgeleri arasında yer aldığı için askerî açıdan önemli bir kavşak konumundadır. Taiz’in batı ve güney güzergâhlarını kontrol eden herhangi bir güç, Yemen hükümetine bağlı birliklerin kıyı, Aden ve ülkenin orta kesimleri arasındaki bağlantısını kesintiye uğratabilir.
Son haftalarda Taiz’in batısındaki bölgelerde ve kıyıya hâkim yüksek kesimlerde çatışmalar yoğunlaşmıştır. Ensarullah, bu bölgedeki mevzilerini sağlamlaştırarak kıyı hattında konuşlanan güçler üzerindeki baskısını artırmıştır. Taiz vilayetinin tamamı ele geçirilmese bile kıyı güzergâhı çevresindeki yüksek noktaların kontrol altına alınması, karşı tarafın asker ve teçhizat sevkiyatını zorlaştırabilir.
Dönüm noktası: Muha Limanı’nın ele geçirilmesi
Son dönemin en önemli gelişmesi, Ensarullah’ın batı kıyısı boyunca ilerleyerek Muha Limanı’nı ele geçirmesi oldu. Muha’nın önemini anlamak için limanın Hudeyde’nin güneyinde ve Babülmendep Boğazı’na görece kısa bir mesafede bulunduğunu bilmek yeterlidir. Daha önce Tarık Salih’e bağlı güçler ile Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümet, Muha’yı Kızıldeniz kıyısındaki başlıca üslerinden biri olarak kullanıyordu.

Muha’nın düşmesiyle Ensarullah, kuzeyde kontrol ettiği kıyı bölgeleri ile Babülmendep arasındaki boşluğu büyük ölçüde kapatmayı başardı. Daha açık bir ifadeyle, daha önce Hudeyde’den başlayan Ensarullah’ın kıyıdaki nüfuzu artık Kızıldeniz’in en güney noktasına çok daha fazla yaklaşmış durumda. Bu ilerleme, batı kıyısındaki karşıt güçlerin üslerini zayıflatırken ikmal güzergâhlarını da sınırlandırdı.Muha’nın ardından Ensarullah güçleri Haniş Adaları ile Meyyun veya Perim Adası’na doğru ilerledi. Haniş Adaları, Kızıldeniz’de Yemen ile Eritre kıyıları arasındaki güzergâh üzerinde bulunmaktadır. Meyyun Adası ise Babülmendep Boğazı’nın yaklaşık olarak ortasında yer almakta ve boğazı iki deniz kanalına ayırmaktadır.
Bu adalarda askerî varlık bulundurulması; gemi trafiğinin daha yakından izlenebilmesi, keşif ve gözetleme sistemlerinin konuşlandırılması ve füze ile insansız hava araçlarının operasyon menzilinin genişletilmesi anlamına gelmektedir. Raporlar, Ensarullah güçlerinin bu adalara ulaştığını veya buralarda konuşlandığını göstermektedir. Bununla birlikte bazı mevzilerin durumu ve kontrolün ne ölçüde sağlamlaştırıldığı, devam eden çatışmalardan etkilenmeye devam etmektedir. Bu nedenle Ensarullah’ın artık Babülmendep üzerinde etkide bulunabilecek güçlü bir koz elde ettiğini söylemek daha doğru olacaktır.
Kıyı ve adalardaki ilerlemenin ardından çatışmalar, Babülmendep’in kuzeyindeki Kahbub tepelerine taşındı. Bu yüksek noktalar, boğaza ve Lahic vilayetine uzanan kara güzergâhlarına hâkim konumdadır. Ensarullah Kahbub’daki kontrolünü sağlamlaştırabilirse Aden çevresindeki bölgelere olan mesafesi azalacak ve hükümet güçlerinin batı kıyısı ile Yemen’in güneyi arasındaki bağlantısı daha büyük bir tehdit altına girecektir.
Aden, Babülmendep’in doğusunda, Aden Körfezi kıyısında yer almakta ve Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümete merkezlik etmektedir. Ensarullah henüz Aden’i doğrudan ve yakın bir kuşatma tehdidi altına almış değildir. Ancak Muha, Meyyun ve Kahbub yönündeki ilerleme, askerî baskının Yemen’in güneyindeki batı girişlerine giderek yaklaşması anlamına gelmektedir.
Güç dengesi neden Ensarullah’ın lehine değişti?
Değişen yalnızca kontrol edilen bölgelerin yüzölçümü değil, ele geçirilen yerlerin stratejik değeridir. Ensarullah daha önce Sana’yı, kuzeybatıdaki yoğun nüfuslu bölgeleri ve Hudeyde Limanı’nı kontrol ediyordu. Ancak hareketin nüfuzu artık Babülmendep’in yakınlarına ve boğazın içine kadar uzanmış durumda. Bu durum, Saada ve Sana’dan Kızıldeniz kıyılarına ve kıyının güneyine kadar uzanan coğrafi bir bütünlük oluşturmaktadır.

Öte yandan Ensarullah’ın karşısındaki güçler birleşik bir yapı değildir. Aden merkezli hükümet, Tarık Salih’e bağlı birlikler, yerel gruplar, Marib aşiretleri ve güneydeki siyasi hareketler farklı hedeflere ve destekçilere sahiptir. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında Güney Yemen’in geleceğine ilişkin yaşanan görüş ayrılıkları da bu güçler arasındaki koordinasyonu zorlaştırmaktadır.Buna karşılık Ensarullah daha merkezi bir komuta yapısına sahiptir ve kara operasyonlarıyla füze, insansız hava aracı ve deniz operasyonlarını eş zamanlı olarak yürütebilmiştir.
ABD de şimdiye kadar kara savaşına doğrudan katılacağı yönünde herhangi bir taahhütte bulunmamıştır. Reşad el-Alimi, Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde askerî destek talep etmiş; ancak haberlere göre ABD Başkanı böyle bir taahhüt vermemiştir. Bu durum Suudi Arabistan üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Riyad artık yeni ve yüksek maliyetli bir müdahaleye girişmek ile sahada oluşan yeni gerçekliği kabullenmek arasında seçim yapmak zorundadır.
Nihai Analiz
Ensarullah’ın ilerleyişinin önemi Yemen topraklarının ötesine uzanmaktadır. Suudi Arabistan petrol ihracatında hem Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı’na bağımlıdır hem de Kızıldeniz limanlarından yararlanmaktadır. Ensarullah’ın Babülmendep’te artan nüfuzu, bu ikinci güzergâhı da baskı altına sokmaktadır.
Bu nedenle Muha, Meyyun veya boğaz çevresindeki yüksek kesimlerde yaşanan her gelişme; petrol fiyatlarını, gemi sigorta maliyetlerini ve Avrupa ile Asya arasındaki ticareti doğrudan etkileyebilir. Ortaya çıkan yeni gerçeklik şudur: Ensarullah artık yalnızca Yemen’in kuzeyindeki dağlık bölgelerde hâkim olan bir güç değildir. Hareket bugün başkenti, ülke nüfusunun büyük bölümünün yaşadığı bölgeleri, Kızıldeniz kıyısının önemli bir kısmını ve Babülmendep yakınındaki hassas noktaları etkisi altında tutan bir aktöre dönüşmüştür.
Sonuç olarak savaşın güç dengesi Ensarullah’ın lehine değişmiştir. Bunun nedeni yalnızca birkaç yeni bölgenin ele geçirilmesi değildir. Asıl neden, bu bölgelerin Yemen hükümetinin geleceğini, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve dünyanın en önemli deniz ticareti güzergâhlarından birini aynı anda etkileyebilecek konumda olmasıdır.
