Yemen’de Ensarullah güçleri, Kızıldeniz kıyısı boyunca gerçekleştirdikleri hızlı bir operasyonla Başkanlık Liderlik Konseyi’ne bağlı ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen güçlerin mevzilerini dağıttı. Stratejik Muha Limanı ile Meyyun, diğer adıyla Perim Adası’nı ele geçirerek kontrol alanlarını Babülmendep Boğazı’nın yakınlarına kadar genişletti.
Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri Projesi’nin (ACLED) değerlendirmesine göre Ensarullah güçleri, yalnızca bir hafta içinde Kızıldeniz kıyısı boyunca yaklaşık 150 kilometre ilerledi. Kurum, operasyonun bu denli hızlı ilerlemesini sürpriz unsuruna, Ensarullah’ın merkezi komuta yapısına ve karşıt güçler arasındaki koordinasyon eksikliğine bağlıyor.
Batı Sahili Cephesinin Çöküşü
Suudi Arabistan tarafından desteklenen güçlere en ağır darbe Batı Sahili cephesinde indirildi. Stratejik Cebelünnar tepelerinin ve Tarık Salih komutasındaki Ulusal Direniş Güçlerinin ana karargâhının düşmesi, Ensarullah’ın Muha Limanı’na doğru ilerlemesinin önünü açtı. Birkaç tugayın konuşlandığı ve önemli miktarda askerî teçhizatın bulunduğu bu karargâhın kaybedilmesi, Ensarullah karşıtı güçlerin bölgedeki savunma yapısını ciddi biçimde zayıflattı.
Tarık Salih’e bağlı güçler, kuşatılmayı önlemek amacıyla gerçekleştirdikleri bu geri çekilmeyi “taktiksel bir hamle” olarak nitelendirdi. Ancak saha raporları, bazı mevzilerin, askerî üslerin ve teçhizatın geride bırakıldığını gösterdi. Ağır kayıplar, komutanlar arasındaki iletişim yetersizliği, iç anlaşmazlıklar ve birleşik bir komuta yapısının bulunmaması, bu çöküşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Ensarullah, Muha’ya girdikten sonra Babülmendep Boğazı’nın girişindeki stratejik Meyyun Adası’nı da ele geçirdi. Bu operasyon, Ensarullah güçlerinin son yıllardaki en büyük toprak kazanımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Kahbub Tepeleri ve Lahic Vilayeti
Ensarullah’ın kıyı düzlüklerinde hızla ilerleyerek Kızıldeniz boyunca bazı önemli mevzileri ele geçirmesinin ardından çatışmaların merkezi, Taiz ile Lahic vilayetleri arasındaki stratejik Kahbub tepelerine kaydı. Kıyı güzergâhlarına, Babülmendep Boğazı’na ve Taiz, Lahic ile Aden arasındaki bağlantı yollarına hâkim konumu nedeniyle bu tepeler özel bir askerî öneme sahip. Kahbub’un tamamen kontrol altına alınması, Ensarullah’ın kıyıda yeni ele geçirdiği bölgeleri korumasına, rakip güçlerin ikmal hatları üzerinde baskı kurmasına ve Babülmendep çevresindeki konumunu sağlamlaştıracak bir savunma derinliği oluşturmasına imkân sağlayabilir.

Çatışmaların açık kıyı arazilerinden dağlık bölgelere taşınmasıyla Ensarullah’ın ilerleme hızı azaldı. Suudi Arabistan’la müttefik güçler, takviye birlikler göndererek, yüksek noktalara konuşlanarak ve savunma mevzilerinin sağladığı doğal üstünlükten yararlanarak daha güçlü bir direniş göstermeye başladı. Aynı zamanda Ensarullah’ın hareket kabiliyetini sınırlandırmak ve ikmal yollarını hedef almak amacıyla hava, topçu ve insansız hava aracı saldırıları sürdürülüyor. Bazı noktalardaki mevziler ise birkaç kez el değiştirdiğinden cephe hatlarının tamamen istikrara kavuştuğunu söylemek henüz mümkün değil.Direnişin güçlenmesine rağmen Ensarullah karşıtı yapılanmalar arasındaki anlaşmazlıklar, çok sayıda farklı komuta merkezinin bulunması ve operasyonel koordinasyonun yavaş işlemesi, bu güçlerin kapsamlı bir karşı saldırı düzenleme kapasitesini sınırlıyor. Buna karşılık Ensarullah’ın ikmal hatlarının uzaması ve güçlerinin zorlu dağlık arazilerde hareket etmek zorunda kalması, ilerleyişin devamını daha maliyetli hâle getiriyor. Bu nedenle Kahbub Muharebesi, savaşın en belirleyici cephelerinden birine dönüşmüş durumda. Bu cephenin sonucu; kıyı bölgelerinin geleceğini, Taiz-Aden güzergâhının güvenliğini ve Babülmendep çevresindeki askerî güç dengesini doğrudan etkileyebilir.
Taiz Cephesi
Taiz cephesindeki çatışmalar şiddetlenirken muharebeler kentin doğu mahallelerine kadar ulaştı. Bu gelişme, Ensarullah’ın kent merkezine yaklaşmaya ve hükümet güçlerinin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmaya çalıştığı yönündeki endişeleri büyüttü. Gece boyunca devam eden çatışmalarda her iki taraf da ağır ve orta sınıf silahlar kullandı; yerleşim bölgelerinde patlama ve silah sesleri duyuldu. Çatışmaların yoğun nüfuslu mahallelere yakın bölgelerde yaşanması, sivil kayıpların artması ve yeni bir göç dalgasının başlaması riskini de beraberinde getiriyor.

Çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte Taiz’i Aden’e bağlayan ana yol bir süreliğine kapandı. Bu yol, hükümet güçlerinin en önemli ulaşım ve ikmal hatlarından biri olup güney bölgelerinden Taiz cephesine asker, mühimmat, yakıt ve teçhizat sevkiyatı bu güzergâh üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu bölgedeki güvenlik sorununun sürmesi, Suudi Arabistan’la müttefik güçlerin ikmal hatlarını aksatabilir ve Taiz’in Aden ile diğer güney bölgeleri arasındaki kara bağlantısını ciddi biçimde zorlaştırabilir. Yol üzerindeki baskı, sivillerin hareketini ve gıda ile tıbbi yardımların ulaştırılmasını da sınırlandırabilir.Çatışmaların şiddeti önemli kayıplara da yol açtı. Taiz’deki es-Sevre Hastanesi, son çatışmalarda en az altı kişinin cenazesi ile 35 yaralıyı kabul etti. Muharebelerin devam etmesi ve sağlık ekiplerinin bazı bölgelere erişmekte zorlanması nedeniyle can kaybının artabileceği belirtiliyor. Taiz cephesi, Kahbub tepeleriyle birlikte savaşın en hassas noktalarından biri hâline gelmiş durumda. Bu bölgedeki çatışmaların sonucu, Taiz-Aden güzergâhının güvenliğini ve tarafların Yemen’in güneybatısındaki askerî konuşlanmasını doğrudan etkileyebilir.
Marib ve el-Cevf
Marib ve el-Cevf cephelerinde saldırılar ile karşılıklı ateşin yoğunlaşmasına rağmen ana savunma hatları henüz kesin biçimde yarılmış değil ve taraflardan hiçbiri belirleyici bir üstünlük sağlayamadı. Ensarullah güçleri kara saldırılarının yanı sıra insansız hava araçları ve topçu ateşiyle hükümet güçlerinin mevzilerini ve ikmal yollarını baskı altında tutuyor. Buna karşılık hükümet güçleri ile yerel aşiretler, Suudi Arabistan’ın hava ve istihbarat desteğiyle savunma mevzilerini güçlendirdi ve çatışma bölgelerine daha fazla birlik sevk etti.
Marib; petrol ve doğal gaz kaynakları, enerji tesisleri ve Şebve, Hadramut ile Yemen’in doğusuna uzanan güzergâhlar üzerinde bulunması nedeniyle özel bir stratejik öneme sahip. Bu vilayette güç dengesinin değişmesi, Suudi Arabistan’ın desteklediği güçlerin mali kaynaklarını ve operasyonel kapasitesini etkileyebilir. El-Cevf de Suudi Arabistan’la sınır komşusu olması ve Yemen’in kuzeyi ile doğusu arasındaki bağlantı yolları üzerinde yer alması nedeniyle önemli bir askerî konuma sahip. Ensarullah’ın bu bölgede ilerlemesi, Suudi Arabistan’ın güney sınırları üzerindeki baskıyı artırabilir.
Genel olarak Marib ve el-Cevf cephelerinde yıpratma savaşı devam ediyor. Ensarullah, kesintisiz baskı uygulayarak rakip güçlerin savunma hatlarını zayıflatmaya çalışırken hükümet güçleri ve müttefik aşiretler; yüksek noktaları, ana yolları ve enerji merkezlerini koruyarak geniş çaplı bir ilerlemeyi önlemeye çalışıyor. Bu çatışmaların sonucu, Yemen’in doğu bölgelerinin geleceği ve her iki tarafın savaşı sürdürme kapasitesi üzerinde belirleyici bir etki yaratabilir.
Nihai Değerlendirme
Suudi Arabistan’a bağlı güçler, birleşik bir komuta yapısının ve tutarlı, bütünleşmiş bir sistemin bulunmaması nedeniyle gerekli iç koordinasyondan yoksundur. Komutanlar arasındaki anlaşmazlıklar, karar alma merkezlerinin çokluğu ve birlikler arasındaki iletişim zafiyeti; bu güçlerin Ensarullah güçlerinin bütünlüğü, yüksek manevi motivasyonu, savaşma azmi ve cesareti karşısında etkili bir kabiliyet gösterememesine yol açmıştır. Bu nedenle sahadaki baskı arttıkça karargâh ve mevzilerini kısa süre içinde birbiri ardına kaybetmektedirler.
Bu sürecin devam etmesi, savaşın güç dengesini daha da Ensarullah lehine değiştirebilir ve Suudi Arabistan’a bağlı güçlerin Yemen’in diğer bölgelerinden kademeli olarak çekilmesine zemin hazırlayabilir. Bu değerlendirmeye göre mevcut gelişmeler, sonuçta Yemen topraklarının Suudi Arabistan’a bağlı güçlerin varlığından tamamen kurtarılmasına ve Ensarullah liderliğinde bütünleşmiş bir yönetimin kurulmasına yol açabilir. Bununla birlikte bu senaryonun gerçekleşmesi; gelecekteki çatışmaların sonucuna, rakip güçlerin direniş düzeyine ve dış aktörlerin müdahale biçimine bağlı olacaktır.
