1. Haberler
  2. Analiz
  3. Afak Analiz
  4. Fransa protestoların ateşinde

Fransa protestoların ateşinde

Paris’in bir caddesinde Fransız bayrakları taşıyan öğrencilerin geniş katılımlı protestosu; arka planda alevler içinde yanan bir araç ve bölgede konuşlanan polis güçleri görülüyor.
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Fransa, Eylül 2026’nın ikinci yarısından bu yana son yılların en geniş kapsamlı lise öğrencisi hareketlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. Paris’in banliyösündeki bir lisede öğretmen ve imkân yetersizliğine karşı başlayan hareket, yaklaşık on gün içinde ülke geneline yayıldı; ardından bazı üniversiteler, öğretmen sendikaları, işçi örgütleri ve veli dernekleri de harekete katıldı.

Bu protestolar temelde bir lise öğrencisi hareketidir ve başlangıcından itibaren ülke çapında bir üniversite öğrencisi hareketi olarak değerlendirilmemelidir. Üniversite öğrencileri ve öğrenci sendikaları, protestoların başlamasından birkaç gün sonra harekete dâhil oldu. 5 Ekim Pazartesi günü itibarıyla yüzlerce lise tamamen veya kısmen kapalı kalmaya devam ederken lise ve üniversite öğrenci örgütleri, 6 Ekim’de düzenlenecek ulusal eylem gününe hazırlanıyordu.

Protestolar nasıl başladı?

Protestoların ilk kıvılcımı, 21 Eylül’de Paris’in güneydoğu banliyösündeki Créteil kentinde bulunan Saint-Exupéry Lisesi’nde çakıldı. Bu lisenin öğrencileri ve öğretmenleri, bazı kadroların boş kalmasını, personel yetersizliğini ve derse gelemeyen öğretmenlerin yerine yeni öğretmenlerin görevlendirilmemesini protesto etmek amacıyla toplanarak okul girişini kapattı.

İlk protesto, özellikle Paris çevresindeki düşük gelirli bölgelerde bulunan diğer okullardaki öğrencilerin benzer deneyimleriyle kısa sürede birleşti. Bakımsız sınıfları, hasarlı tavanları, su sızıntılarını, kırık eşyaları, bazı okullardaki fareleri ve sınıfların kışın aşırı soğuk, sıcak dönemlerde ise dayanılmaz derecede sıcak olmasını gösteren görüntüler sosyal medyada yayıldı. Le Monde’un aktardığına göre, yerine başka bir öğretmen görevlendirilmeyen uzun süreli öğretmen devamsızlıklarının sayısı 2018 ile 2024 yılları arasında yaklaşık iki katına çıktı ve bu sorun Paris banliyölerinde daha ağır biçimde hissediliyor.

Bordeaux’da pankartlar taşıyan lise öğrencileri ve okul girişinde konuşlanan çevik kuvvet ekipleri.

“Eğitim bir haktır, ayrıcalık değil” gibi sloganlar ve varlıklı bölgelerdeki okullarla yoksul mahallelerdeki okullar arasındaki eşitsizliğe yönelik itirazlar, sorunun yalnızca birkaç öğretmenin eksikliğinden ibaret olmadığını ortaya koydu. Öğrenciler, eğitimde eşitlik ilkesinin uygulamada hayata geçirilmediğini; yaşanılan bölgenin ve ailelerin ekonomik durumunun eğitimin kalitesi, okul imkânları ve üniversiteye giriş fırsatları üzerinde doğrudan etkili olduğunu savunuyor.

Farklı okul ve üniversitelerde dile getirilen talepler bütünüyle aynı olmasa da protestoların temelini kamu eğitimi ile üniversitelere ayrılan bütçenin artırılması, daha fazla öğretmen ve eğitim personelinin istihdam edilmesi, gelmeyen öğretmenlerin yerine hızla görevlendirme yapılması, sınıflardaki öğrenci yoğunluğunun azaltılması ve eski okul binalarının yenilenmesi oluşturuyor. Öğrenciler ayrıca okullardaki güvenlik, ısıtma ve soğutma sorunlarının giderilmesini, yoğun ve dengesiz ders programlarının yeniden düzenlenmesini ve varlıklı bölgelerdeki okullarla düşük gelirli banliyölerdeki okullar arasındaki eşitsizliğin azaltılmasını talep ediyor. Üniversiteye kabulde kullanılan “Parcoursup” sisteminin gözden geçirilmesi veya kaldırılması, başta ruh sağlığı desteği olmak üzere sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve üniversite öğrencilerinin eğitim, barınma ve geçim giderlerinin dikkate alınması da dile getirilen talepler arasında yer alıyor.

Bazı lise öğrencileri, okulda geçirilen uzun saatlere, dersler arasındaki uzun boşluklara ve sabah sekizden akşamüstünün ilerleyen saatlerine kadar devam eden programlara itiraz ediyor. Cep telefonu kullanımının yasaklanması da bazı okullarda gündeme getirilmiş olsa da hareketin ortak ve temel talebi olarak görülmüyor. Genel olarak kaynak ve personel yetersizliği, okulların elverişsiz koşulları, eğitim baskısı, üniversiteye girişte yaşanan güçlükler ve eğitim alanındaki eşitsizlik duygusu, protestoların sürmesinin başlıca nedenlerini oluşturuyor.

Protestoların Yayılması ve Zirveye Ulaşması

Créteil’deki protestonun ardından 24 ve 25 Eylül tarihlerinde Paris bölgesindeki yaklaşık 60 lisede gösteriler, grevler veya okul girişlerini kapatma eylemleri gerçekleştirildi. Fransa Lise Öğrencileri Sendikalar Birliği (USL), daha sonra protestoların ülkedeki bütün liselere yayılması çağrısında bulundu.

Protestoların ülke çapındaki ilk aşaması, kamu çalışanlarının eylemleriyle eş zamanlı olarak 29 Eylül’de gerçekleştirildi. O tarihe kadar hareket Paris banliyölerinin dışına taşarak farklı kentlere ve bölgelere yayılmıştı. Hükümet, 30 Eylül’de İçişleri Bakanı, Eğitim Bakanı, valiler ve eğitim kurumlarının yöneticilerinin katıldığı ortak bir toplantı düzenledi. Bu toplantı, protestoların artık yerel bir mesele olarak görülmediğinin göstergesiydi.

1 Ekim, hareket açısından bir dönüm noktası oldu. Fransa’daki liselerin yaklaşık yüzde 30’u grev, gösteri, girişlerin kapatılması veya derslerin aksaması gibi eylemlerden bir şekilde etkilendi. Protestolar Paris ve banliyölerinin yanı sıra Lyon, Lille, Marsilya, Nantes, Strazburg, Bordeaux, Nice, Orléans, La Rochelle, Nîmes ve bazı orta büyüklükteki kentlere yayıldı. Bazı şehirlerde çatışmaların yayılmasını önlemek amacıyla toplu taşıma hizmetleri geçici olarak durduruldu.

Fransa Eğitim Bakanlığı, 2 Ekim’de gün içinde 735 eğitim kurumunun hareketten etkilendiğini açıkladı. Bu sayı bir önceki güne göre yaklaşık yüzde 30’luk bir düşüşe işaret ediyordu. Yaklaşık 100 ortaokul da çoğunlukla liselerle aynı eğitim komplekslerinde bulunmaları veya protesto alanlarının yakınında yer almaları nedeniyle aksamalardan etkilendi.

Hareket, Fransa’daki geçmiş gençlik protestolarının birçoğundan farklı olarak ilk aşamada üniversitelerde ortaya çıkmadı. Paris banliyölerindeki liselerde bağımsız biçimde başlayan hareket, sosyal medya aracılığıyla yayıldı; üniversite öğrencileri ise birkaç gün sonra protestolara katıldı. Fransa Öğrenci Birliği, 1 Ekim’de yaklaşık 30 üniversite ve üniversite merkezinin protestolara katıldığını veya bloke edildiğini ileri sürdü. Üniversite ve yükseköğretim kurumları yöneticilerini temsil eden France Universités ise gerçekten bloke edilen merkezlerin sayısının yaklaşık 10 olduğunu açıkladı. Bu farklılık, “katılım” ifadesinin bir gösteri veya genel kurul düzenlenmesinden üniversitenin tamamen kapatılmasına kadar farklı eylem biçimlerini kapsayabildiğini gösteriyor.

Paris 8, Nanterre, Strazburg, Marsilya, Lyon 2, Reims ve Poitiers üniversiteleri ile eğitim merkezleri, gösteri veya girişleri kapatma eylemleri yapıldığı bildirilen kurumlar arasında yer aldı. Öğrenci Birliği ve USL, sonuçta 6 Ekim’de ortak bir ulusal eylem günü düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Şiddet Olayları, Hasar ve Gözaltılar

Gösterilerin büyük bölümü barışçıl biçimde devam etmiş olsa da bazı protestoların çevresinde çöp konteynerlerinin ateşe verilmesi, havai fişek ve yanıcı maddelerin kullanılması, polis güçlerine saldırılar, okul girişlerinin tahrip edilmesi ve kundaklama olayları bildirildi. Bazı okul yöneticileri ve öğretmen sendikaları, şiddet olaylarına karışan maskeli kişilerin bir bölümünün protestoların yapıldığı okulların öğrencileri olmadığını belirtti.

Ekim ayının ilk haftasının sonuna kadar hükümet, 24 okulun ateşe verildiğini veya ağır biçimde tahrip edildiğini açıkladı. Gözaltına alınanların sayısı beş bini aşarken İçişleri Bakanlığı, gözaltına alınanların yaklaşık yüzde 85’inin reşit olmadığını bildirdi. Bu aşamada gözaltı işlemlerinin yarısından azı resmi olarak nezarethanede tutulmayla sonuçlandı. Dolayısıyla gözaltı sayısı, bu kişilerin tamamının yargılandığı veya suçlu bulunduğu anlamına gelmiyor.

Lille’de eğitim koşullarını protesto eden lise öğrencilerinin karşısında güvenlik güçleri.

Eğitim Bakanlığı, 170’ten fazla öğrencinin ve 78 eğitim çalışanının yaralandığını açıkladı. Daha sonraki açıklamalarda yaralı öğrenci sayısının yaklaşık 180’e ulaştığı bildirildi. Tours kentinde bir genç, yaşanan çatışmaların ardından sağ gözünün görme yetisini kaybetti ve ailesi polis hakkında suç duyurusunda bulundu. Diğer taraftan öğretmenlere, polis memurlarına, itfaiye görevlilerine ve sivillere yönelik saldırılar da kayıtlara geçti.

Okul binalarında ve çevrelerinde meydana geldiği açıklanan hasarın toplamı onlarca milyon avroya ulaştı. Ancak bölgesel tahminler birbiriyle aynı değil; çünkü bazı bölgesel yönetimler okulların yanı sıra araçlara, yollara ve çevredeki altyapıya verilen zararları da hesaplamalara dâhil etti.

Yetkililerin ve Farklı Grupların Tutumları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, gençlerin öfke ve kaygılarını anladığını ancak hiçbir tartışma, endişe veya talebin şiddeti meşru hâle getiremeyeceğini söyledi. Tüm taraflara sakin kalma çağrısında bulunan Macron, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin bazı milletvekillerini öğrencileri protestoları tırmandırmaya teşvik etmekle suçladı. Macron ayrıca gazetecilere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek güvenlik güçlerinin herhangi bir ihlalde bulunması durumunda sorumlular hakkında soruşturma açılması gerektiğini ifade etti.

Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, 1 Ekim’de bakanlıklar arası acil durum toplantısı düzenledi ve hükümet üyelerinden, yürütme organının protestoları kontrol altına almaya odaklanabilmesi için zorunlu olmayan resmî seyahatlerini iptal etmelerini istedi. Başbakanlık ve bazı hükümet üyeleri, sol görüşlü Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’ni ve radikal solla bağlantılı grupları, öğrencilerin gerçek memnuniyetsizliğinden yararlanmak ve okul girişlerini kapatma eylemlerinin yayılmasına katkıda bulunmakla suçladı. Lecornu, şiddete karşı kararlı biçimde müdahale edilmesi gerektiğini vurgularken öğrencilerin meşru kaygılarının da dinlenmesi gerektiğini belirtti.

Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, 5 Ekim’de hükümetin önceliğinin “düzeni yeniden sağlamak” olduğunu söyledi. Hükümet ayrıca protestolar sırasında meydana gelen zararlardan sorumlu kişilerin onarım masraflarını ödemesini öngören yasa tasarısının görüşülmesini hızlandırmayı planlıyor.Fransa Eğitim Bakanı Édouard Geffray başlangıçta öğrencilerin personel yetersizliği ve eğitim koşullarına ilişkin taleplerinin meşru olabileceğini kabul etti. Ancak şiddet olaylarının yayılmasının ardından hareketin “nitelik değiştirdiğini” ve bazı bölgelerde kentsel şiddet ile kamu eğitim hizmetlerinin tahrip edilmesine dönüştüğünü söyledi. Geffray, aşırı sol grupların protestoların bir bölümünü rehin aldığını ileri sürdü.

Geffray, 2 Ekim’de öğrenci temsilcileriyle yaptığı görüşmenin ardından şu adımların atılacağını açıkladı:

  • Derse gelemeyen öğretmenlerin yerine daha hızlı görevlendirme yapılmasını sağlayacak bir program uygulanması;
  • Okulların ders programları ve uzun ders saatlerinin öğrenciler üzerinde oluşturduğu baskının incelenmesi;
  • Sınıflardaki öğrenci yoğunluğu ve okul binalarının durumu hakkında görüşmeler yapılması;
  • Öğrenci konseyleri ile öğrenci örgütlerinin rollerinin güçlendirilmesi.

Buna rağmen öğrenci örgütleri, bakanın verdiği yanıtların acil ve somut önlemler içermediğini açıkladı. Hükümet ayrıca gerilimi azaltmak amacıyla, burs almayan öğrencilerden hazırlık sınıfları ve bazı yüksek teknik eğitim programları için kayıt ücreti alınması yönündeki öneriyi 2027 bütçe tasarısından çıkardı.

İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, polisin orantısız güç kullandığı yönündeki suçlamaları reddetti. Nuñez, polisin taleplerini barışçıl yollarla dile getiren gençleri bastırmadığını, aksine onları koruduğunu; ancak tahribat, kundaklama ve kişilere yönelik saldırılar karşısında “kararlı biçimde ve gecikmeden” müdahale edeceğini söyledi.

Nuñez, öğrencilerin okullara girişini engelleyen barikatların kaldırılması talimatını verdi. Bazı bölgelerde çevik kuvvet polisi, jandarma birlikleri, göz yaşartıcı gaz, plastik mermiler ve LBD olarak adlandırılan kinetik savunma silahları kullanıldı. Bu müdahaleler, hükümet ile sendikalar ve aileler arasındaki anlaşmazlığın en önemli başlıklarından biri hâline geldi. Adalet Bakanı Gérald Darmanin de şiddet olaylarının faillerine karşı ciddi adli işlemler uygulanmasını istedi ve savcılardan, reşit olmayan kişilerin neden olduğu hasarlarda ebeveynlerin hukuki sorumluluğunu incelemelerini talep etti.

Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon, hükümetin yaklaşımını baskıcı olarak nitelendirdi ve bir aşamada düşük gelirli mahallelerde yaşayan gençlere karşı ayrımcı bir söylem ve uygulamanın bulunduğunu savundu. Partisinin şiddet olaylarının örgütlenmesinde rol oynadığı iddiasını reddeden Mélenchon, protestoların okullardaki gerçek koşullardan kaynaklandığını söyledi. Mélenchon ve partisinin diğer önde gelen isimleri, hareketin sürdürülmesini desteklemekle birlikte daha sonra şiddet ve tahribatı da kınadı.

Öğretmen sendikaları öğrencilerin temel taleplerini meşru bulduklarını ancak protestoların sokak çatışmalarına dönüşme tehlikesi taşıdığı konusunda uyarıda bulundu. SNES-FSU Genel Sekreteri Sophie Vénétitay, bazı bölgelerde yaşananların artık olağan bir öğrenci hareketine benzemediğini ve taleplere yanıt verilirken aynı zamanda gerilimin düşürülmesi gerektiğini söyledi.

Fransa Genel İş Konfederasyonu CGT, üyelerinin öğrencileri korumak amacıyla 6 Ekim’deki gösterilere katılacağını açıkladı. CGT lideri Sophie Binet, polisin müdahalesini öğrencilere yönelik benzeri görülmemiş bir baskı olarak nitelendirdi. Eğitim sendikaları, Öğrenci Birliği ve FCPE Veli Federasyonu da ulusal protesto gününe destek verdi.

Nihai Değerlendirme

Fransa’daki protestoların bir sonraki aşaması, 6 Ekim Salı günü Paris, Lyon, Lille, Toulouse, Bordeaux, Marsilya, Strazburg, Nantes ve diğer kentlerde düzenlenecek gösterilerle şekillenecek. Öğretmen sendikalarının, öğrenci örgütlerinin, veli derneklerinin ve Fransa Genel İş Konfederasyonunun bazı bölümlerinin protestolara katılması, hareketi lise öğrencileriyle sınırlı bir eylem olmaktan çıkararak eğitim bütçesindeki kesintilere ve kamu hizmetlerinin zayıflatılmasına karşı daha geniş bir toplumsal ittifaka dönüştürebilir. Buna karşılık hükümet, şiddet ve tahribat olaylarını öne çıkararak eğitimle ilgili talepleri bir kamu düzeni ve güvenlik meselesine indirgemeye ve harekete yönelik toplumsal desteğin artmasını engellemeye çalışıyor.

Bu memnuniyetsizliğin nedenleri yalnızca öğretmen eksikliği veya okul binalarının eskimesiyle açıklanamaz. Neoliberal politikalar ve devletin kamu hizmetlerine yaptığı yatırımların azaltılması; eğitim, barınma ve sağlık hizmetlerine erişimi geçmişe kıyasla ailelerin maddi imkânlarına daha bağımlı hâle getirdi. Bunun sonucunda toplumun geniş bir bölümü, özellikle düşük gelirli bölgelerde yaşayanlar, nitelikli eğitim imkânlarına makul ölçüde erişemezken ayrıcalıklı bir azınlık donanımlı okullardan, özel eğitim olanaklarından, uygun konut koşullarından ve üniversiteye ulaşmada daha güvenli yollardan yararlanabiliyor. Böylece sınıfsal eşitsizlik, eğitimin niteliğinde ve gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerinde açık bir farklılığa dönüşüyor.

6 Ekim çağrısı; öğrencilerin, üniversite öğrencilerinin, öğretmenlerin ve ailelerin taleplerinin eşitsizlikle mücadele ve kamu hizmetlerinin savunulması etrafında kalıcı bir harekete dönüşüp dönüşemeyeceğini gösterecek. Protestocular şiddeti önlerken okullardaki sorunlar, geçim krizi ve kemer sıkma politikaları arasındaki bağlantıyı topluma açıklayabilirse hareketin daha da genişleme ihtimali artacaktır. Ancak mevcut protesto dalgası kontrol altına alınsa bile kaynakların daha adil dağıtılmadığı ve kamu hizmetleri güçlendirilmediği sürece toplumsal memnuniyetsizliği ve yeni protestoları doğuran koşullar varlığını koruyacaktır.

 

Fransa protestoların ateşinde
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

HABER AFAK ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!