Biruni Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şeyma Bastırmacı Kaplan, çocukların 0-2 yaş arasında dijital ekranlardan tamamen uzak tutulmasının, nörolojik ve duygusal gelişimleri açısından hayati önem taşıdığını söyledi.
Üniversite tarafından yapılan açıklamada, bebeklikten itibaren dijital içeriklere yoğun şekilde maruz kalan çocuklarda dil gelişimi, dikkat süresi ve sosyal etkileşim becerilerinde gerileme görüldüğü belirtildi.
Dr. Kaplan, 0-6 yaş aralığının çocukların beyin gelişimi açısından “altın çağ” olduğunu vurgularken, bu süreçte ekran maruziyetinin çocukların çok yönlü gelişimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Ekranların, çocukların pasif öğrenme ortamına maruz kalmasına neden olduğunu ve etkileşimli deneyimlerin yerini tutamayacağını ifade etti.
Oyun, Gelişimin Anahtarı
Kaplan, erken çocukluk döneminde öğrenmenin temelinde etkileşimli oyunların yer aldığını belirterek, “Planlı oyun ortamlarında çocuk hayal kurar, problem çözer ve strateji geliştirir. Oyun, sadece akademik değil, yaşam becerilerinin de temelini oluşturur.” dedi.
Zengin ve Etkileşimli Çevre Şart
Doğumdan itibaren çocuk beyninin milyarlarca nörona sahip olduğunu belirten Kaplan, bu nöral bağlantıların, tekrar eden olumlu deneyimlerle kalıcı hale geldiğini söyledi. Bu nedenle çocuğun, zengin, etkileşimli ve destekleyici bir çevrede büyümesinin öğrenme, hafıza, dikkat ve duygu gelişimini doğrudan etkilediğini ifade etti.
Ekranla Etkileşimde Ebeveyn Rolü
Kaplan, ekranlardaki içeriklerin çocukların değer sistemini de şekillendirebileceğine işaret ederek, şiddet, öfke gibi olumsuz davranışların çocuklar tarafından sorgulanmadan model alınabileceğini belirtti. Bu nedenle ebeveynlerin ekran süresini sınırlaması, içerikleri önceden değerlendirmesi ve çocuklarıyla birlikte izleyerek etkileşimli bir şekilde yönlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Toplumsal Sorumluluk
Kaplan, erken çocukluk dönemine yapılacak her yatırımın sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal kazanç sağlayacağını ifade etti. Özgüveni yüksek, yaratıcı ve problem çözebilen bireyler yetiştirmek için bu dönemin eğitiminin nörobiyolojik, etik ve sosyal açıdan kritik bir sorumluluk olduğunu belirtti.
AA
